Nedim Gürsel, Türkiye’yi savundu
| 25 Mayıs 2009 | Pinar Ersoy | Bu habere henüz yorum yapılmadı
Son kitabında “dini değerleri aşağıladığı” gerekçesiyle davalık olan Nedim Gürsel, Le Monde gazetesinde tam sayfa bir makaleyle Türkiye’yi savundu, Fransa’nin Türkiye karşıtı tavrını eleştirdi
Fransa’da en çok tanınan Türk yazarların başında Nedim Gürsel geliyor. Gürsel, son romanı “Allah’ın kızları” dava konusu olduğundan beri medyada eskisinden bile daha fazla yer alıyor.
Gürsel dün Le Monde gazetesinde bir düşünce yazısı yayınladı. Gürsel “Türkiye, diğer Avrupa” başlıklı tam sayfa yazısında, Türkiye’nin üyeliğini savundu. Gürsel’in makalesinden bazı bölümler şöyle:
Bugün, ikinci vatanım olarak gördüğüm Fransa başka bir görünüme sahip: Politik sınıf ve kamusal kanaat üzerinden kendi içine kapanmış ve kendini yadsıyan bir ülke görünümünde. Oysaki Avrupa’da, farklı olduğu için ötekinin dışlanması üzerine temellenmiş bir kimlik kurma denemelerinin tümü büyük trajedilerle sonuçlanmıştır.
AB yavaş yavaş genişliyor. Türkiye’nin olası üyeliği ise, entellektüelleri ve sanatçılarıyla geniş bir Türk azınlığın yaşadığı Fransa’da, çoktan kaybolduğunu düşündüğüm şeytanları uyandırıyor. Çevresindeki zenginliklerle, özellikle Nazım Hikmet, Yaşar Kemal gibi yazarlarla, çok etnisiteli ve çok kültürlü bir Avrupa hayali bir gün gerçek olacak mı?
Valéry Giscard d’Estaing Türkiye’ye karşı argümanlarını sayarken « Başkenti Avrupa’da değil, nüfusunun yüzde 95′i Avrupa dışında yaşıyor » demişti. Oysa artık Avrupalı sayılan bir ülkenin başkenti olan Lefkoşa, Ankara’yla tam aynı boylamda bulunmuyor mu ve Beyrut’tan yalnızca 20 dakika uzakta değil mi? D’Estaing’in sözleri doğru değil çünkü o yüzde 5′lik topraklarda 20 milyondan fazla Türk yaşıyor. O topraklarda sultanların ama aynı zamanda Bizans’ın başkenti olan ve 2010′da Avrupa kültür başkenti sıfatını kazanacak olan İstanbul yer alıyor.
Benim ülkem bugün AB ile müzakere ediyor ve AB’ye dahil olmak istiyor. Avrupa’nın kapısını çalıyor ve -bu konuda daha yapması gereken çok şey olduğu halde- her fırsatta da demokrasi ve ifade özgürlüğü ilkelerine bağlılığını hatırlatıyor.
Şu anda « Allah’ın kızları » isimli romanım Türkiye’de “dini değerleri aşağıladığı” gerekçesiyle yargılanıyor. Bu ifade özgürlüğüne ve yaratıcılığa büyük bir saldırı özellikle de laik olduğunu söyleyen bir ülkede… Önemli değil. Ülkemin adaletine güvenim var. Umuyorum ki Türkiye AB’ye girdiğinde artık böyle davalar olmayacak.


