Türkiye Mevsimi, Sarkozy’den çok Türk bürokrasisi yüzünden sorun yaşıyor
| 11 Ağustos 2009 | Pinar Ersoy | 3 yorum

Türkiye Mevsimi'nin açılışı 4 Temmuz 2009'da Trocadero Meydanı'nda yapıldı.
Türkiye Mevsimi’nde zaman zaman çıkan pürüzlerin nedeni (Türk medyasının iddialarının aksine) Sarkozy yönetiminden çok, Türk tarafındaki isteksizlik ve bürokratik engeller…
Fransa’da Türkiye Mevsimi düzenlenmesi kararı, 2006 yılında, iki ülkenin o dönemdeki cumhurbaşkanları Jacques Chirac ve Ahmet Necdet Sezer tarafından alındı. Mevsimin hazırlanması görevi ise Fransa’da CulturesFrance, Türkiye’de ise İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’na (İKSV) verildi. İki kurum yaklaşık 50 kişilik bir ekiple 2.5 senede oldukça iddialı bir program oluşturdu ve hayata geçirdi. Ancak iki hükümetin isteksizliği ve bürokratik sorunlar, irili ufaklı aksaklıklar yaratarak mevsimin arzu edildiği kadar etkili olmasını engelliyor:
- Fransız basınında şimdiye kadar mevsimle ilgili kayda değer hiçbir haber çıkmadı. Mevsim kapsamında yapılan etkinliklerin haberleri de Türkiye’yle bağlantısı en az şekilde dillendirilerek yayınlanıyor.
- Türkiye, Nantes, Lille gibi kentlerin yaz festivallerine konuk oldu. Bu sırada hakkında birçok haber de çıktı. Ancak başkent Paris’te ve ülke genelinde henüz mevsimin varlığı hissedilmiyor.
- Fransızların milli bayramı 14 Temmuz’da Türkiye yerine Hint askerleri geleneksel askeri gösterinin davetlisiydi… Türkiye ise 580 bin nüfuslu Nantes kentinde konuk edildi.
- Eyfel Kulesi’nin ekim ayında üç hafta boyunca Türkiye renklerinde aydınlatılması planlanıyordu. Bu süre bir anda 3-4 güne indirildi.
- Mevsimin yaz aylarındaki en iddialı etkinliği olan, Louvre Müzesi’nin bahçesine açılan Café Turc’ün önce projesi 1500 metrekareden 600 metrekareye düşürüldü, açılışı ise müteahite ödeme geciktiği için günlerce ertelendi.
- Louvre Müzesi, Café Turc için, tarihinde ilk kez bahçesinde inşaata izni verdi ama buraya kahvehanenin yerini gösteren tabelaların yerleştirilmesine müsaade etmedi.
İKSV cebinden ödüyor
İKSV yetkililerine göre sorunun ana kaynağı finansman. 23 milyon Euro’luk mevsim bütçesinin 11 milyon’u Türkiye tarafından ödeniyor. Ancak bu para mevsimin anlaşmalarını yapan, her detayıyla bizzat ilgilenen İKSV’nin kontrolünde değil. En küçüğünden en büyüğüne her etkinliğin ödemeleri ayrı ayrı yazışma yapılarak ilgili bakanlıklardan isteniyor. Bürokratik işlemlerin yavaşlığı nedeniyle de ödemeler gecikiyor.
Zira Café Turc’ün açılışı inşaatı yapan şirkete bir türlü para ödenemediği için ertelendi. İKSV’nin kullanımında toplu bir para olmadığı için ters giden durumlara müdahale imkanı da kısıtlı. Hatta organizasyona yakın bir kişiye göre İKSV sık sık ödemeleri kendi bütçesinden yapmak zorunda kalıyor. Para bakanlıktan gecikmeli olarak geldiğinde buradan yerine konuyor.
Sponsorlar Gül kurbanı
Finansmandaki zorlukların temelinde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın haziran sonunda “‘Fransa’da Türkiye günleri’ gibi bir şeyi, güya bize lütfediyorlar. Ben şimdi onun üzerinde düşünüyorum, yapıp yapmamayı” demesi ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sponsor yemeklerini iptal etmesiyle açıkça ortaya konan isteksizlik de var.
Gül’ün iki kez iptal ettiği yemekte, gelenek olduğu üzere Türk şirketleri bir araya getirilecek ve sponsorluk yapmaları davetinde bulunulacaktı. Amaç mevsim için fon toplamaktı. Ancak Türkiye’nin en büyük şirketlerinin katılması beklenen bu yemekler son anda iptal edildi, mevsimin sponsorları da Fransız şirketleriyle sınırlı kaldı.
Promosyon bütçesi sınırlı
Tanıtımda yaşanan sorunların ise iki nedeni var. Öncelikle CulturesFrance’ın ihale yoluyla bulduğu halkla ilişkiler şirketi şimdiye kadar çok iyi çalışmadı. Yaz aylarının ölü sezon olması ve ülkede birçok festival düzenlenmesi de Türkiye Mevsimi’nin aleyhine oldu. Amerikan International Herald Tribune dışında ulusal gazetelerin hiçbirinde henüz mevsimle ilgili kapsamlı bir haber çıkmadı.
Türkiye komiserliğinde promosyon için kullanılacak bir bütçe bulunmaması da geniş bir tanıtım kampanyasını imkansız hale getiriyor. Dolayısıyla Türkiye meraklıları ve “Bu hafta Paris’te neler yapabilirsiniz” köşelerindeki listeleri okuyanlar dışında kimsenin mevsimden haberi yok.
“Elysee ile ilgili bir sorun var”
Organizasyonun Fransa ayağında da durum çok kolay değil. Bir dönem Türkiye’de yaşayan Stanislas Pierret’nin yönetimindeki ekip Fransız bürokrasisiyle mücadele halinde… Ancak ardı ardına yaşanan terslikler bunların ne kadar tesadüf, ne kadar siyasi iradeden kaynaklanan bir direniş olduğu konusunda soru işaretleri oluşturuyor.
Zira Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Türkiye karşıtı tavrı ve mevsimden çok da haz etmediği sır değil. Mevsimin 1 yıldan 9 aya indirilmesinde etkili olduğu da hala konuşuluyor. İKSV’nin isminini kullanılmasını istemeyen bir yetkilisi “Yerel belediyeler, UMP’li bile olsa çok heyecanlı ve her türlü etkinliğe açık. Ama sorun Elysee Sarayı ile basın arasındaki bir anlaşmazlıktan çıkıyor” diyor.
Eyfel sadece üç gün ışıklandırılacak
Mevsimin Fransa’da yaşadığı sorunların en iyi örneği Eyfel Kulesi’nin ışıklandırılması meselesi… Eyfel Kulesi’nin Türkiye renklerinde ışıklandırılması, Türkiye Mevsimi’nin en büyük projelerinden biriydi. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Abdullah Gül’ün katılacağı 8 Ekim’deki resmi açılış töreninde aydınlatılacak ve 29 Ekim’e kadar bu renklerde ışıldayacaktı. Karar bizzat Paris’in sosyalist Belediye Başkanı Bertrand Delanoe tarafından alınmıştı.
Şimdi Eyfel Kulesi’ni işleten şirket “Biz kulenin 120’nci yılı için başka bir aydınlatma düzenledik” diyerek karara itiraz ediyor. Sonuçta kule sadece 8 Ekim, 29 Ekim ve arada birkaç gün daha Türkiye renklerinde ışıklandırılacak. Işıklandırmanın kesin tarihleri ise ağustos ayı sonunda belli olacak. Özetle Fransız tarafında daimi bir iletişim sorunu var.
Café Turc’ün cumartesi günü kapanmasıyla Türkiye Mevsimi’nin yaz sezonu da bir nevi sona erdi. Eylül ayında Sezen Aksu’nun da katılacağı arife gecesi konseri var. Ekim ayından itibaren ise Grand Palais ve Louvre’daki sergilerin de açılmasıyla mevsimin biraz daha ses getirmesi bekleniyor.
Yorumlar
3 yorum yapıldı: “Türkiye Mevsimi, Sarkozy’den çok Türk bürokrasisi yüzünden sorun yaşıyor”


11 Ağustos 2009 @ 22:57
bilgilendirici bi yazi olmus…tesekurler.demekki ilgisizlik fransiz halkindan degil iki devletin yoneticilerininden ve organisazyona bakis acilarindan kaynaklaniyormus.hadi fransiz yonetimini anladikta bize ne demeli?
12 Ağustos 2009 @ 16:15
Hukumetin bu kadar hevezsiz davranmasi Fransa ile aramizdaki diplomatik iliskilerin ne kadar soguk oldugunu gostermekte. Itildigimiz, istenmedigimiz bir ulkede Turkiye’yi tanitmaya çalisiyoruz. Problemleri sadece “ilgisizlik” kavramina indirgemek çok yanlis. Medyalara yansimayan, disisleri ve diger yetkilileri bu tur tutumlara iten birçok diplomatik sikintilar olabiliyor.
Basbakan Erdogan, Turk Mevsiminin açilisina çok az bir zaman kala bu olayin
“gerçeklesmeyebilecegini” açiklamisti. Bu laflar bosuna soylenen laflar degil.
10 Şubat 2010 @ 11:41
[...] bir film senaryosu değil, Türkiye Mevsimi kapsamında düzenlenen “Fransa’da Yaşayan Göçmen Gençlerin Gözünden [...]