Fransız Usulü

Fransa haberleri ve izlenimleri

Françis Evrard: E.K.’nın babası oğlunun ruh halini anlatıyor (röportaj)

| 27 Ekim 2009 | Pinar Ersoy | 1 yorum

“Oğlum hala kabuslarla uyanıyor, bana olsaydı da ona olmasaydı”

Mustafa K.

Mustafa K.’nın oğlunun kaçırılmasının ardından yayınlanan fotoğraflarında 37 yaşında, güçlü bir adam vardı. Şimdi karşımda zayıflamış, sakalları beyazlamış bir baba duruyor.

Olayların başından beri olduğu gibi şimdi de soğukkanlı. Mahkemeyle, süreçle ilgili sakin sakin konuşuyor. Ama oğlunun kaçırıldığı günü, sonrasında baba-oğul yaşadıklarını anlatırken gözleri dolar gibi oluyor. Bir an susuyor, sonra konuşmaya devam ediyor.

O sırada yanına E.K. geliyor. Aralarında fransızca konuşuyorlar. Babası “Evde ne konuşmuştuk, lütfen bana biraz müsade et” diyor. Biraz sonra yine babasının yanına geliyor. Sonunda o da bizimle oturuyor.

Neşeli, kıpır kıpır bir çocuk. Yaramaz. Babası konuşurken çayına ekstra şeker koymaya çalışıyor. Sonra ona çarpım tablosundan sorular sormamızı istiyor. Basit soruları beğenmiyor, “Yüzlü, milyonlu sorular sorun” diyor. Mustafa K.’nın hüzünlü ifadesinin aksine E.K.’nın yüzü sürekli gülüyor. Mustafa K. yaşadıklarını anlattı:

E.K. çok neşeli gözüküyor. Öyle mi gerçekten?
Olaydan sonra epey kendine dokundurtmadı. Şimdi yavaş yavaş açıldı. Ama geceleri kabus görüyor. “Baba hırsız gördüm rüyamda” diye bağırarak uyanıyor. Bir de bana çok düşkün oldu. Benimle uyuyor, yanımdan ayrılmıyor. Afedersiniz, tuvalete gitsem kapıda bekliyor.

Olayları hatırlıyor mu?
Adam hap içirmiş. Kötülük yapayım derken biraz da olsun iylik yapmış yani. Baygın olduğu içinh hatırlamıyor. Ama şimdi büyüdükçe yavaş yavaş farkına varıyor. Bir de sürekli konuşuluyor. Arkadaşları mesela “Neden yine televizyona çıktın” diye soruyor. O da “Bu adam beni çaldı, bana vurdu” diyor.

Tecavüzden haberi var mı?
Daha anlamıyor ki… Ama tabii yavaş yavaş fark etmeye başlayacak.

Mahkemeyle ilgili sorular soruyor mu?
Çok fazla değil. Ama mesela “Zaten hapiste değil mi, neden mahkemeye gidiyoruz” diyor. “Hapiste ama iki üç seneye çıkabilir. Bir daha hiç çıkmasın diye mahkemeye gidiyoruz” diye anlatıyorum.

Fiziksel bir rahatsızlık oldu mu olayın ardından?
Hayır. Bizi o zaman iki gün hastaneye aldılar. Doktorlar iki gün tetkik yaptı. AIDS olmasından korktular ama Allah korudu hiçbir şey çıkmadı.

Büyünce anlatacak mısınız yaşananları?
Psikolog anlatın diyor. Eğer sorarsa doğruları söyleyin ama önemini abartmadan, yoksa kendini suçlu hisseder diyor. O zamandan kalma bütün gazeteleri saklıyoruz evde, ileride merak ederse açıp bakabilsin diye.

Ruhsal olarak kalıcı bir iz bırakma ihtimali var mı uzmanlara göre?
Biz de ondan korkuyoruz. Ben bu sapığın taciz ettiği 3-4 kişiyle görüştüm. Bazıları gayet normal. Evlenmiş, çocuk yapmış, olayı hatırlıyor ama sağlıklı bir şekilde. Ama iki tanesi kötü. Biri var, 8 yaşında taciz edilmiş, şimdi 43 yaşında. Adam kafayı yemiş.

Ailenin tavrıyla da ilgili bir durum…
Tabii. Bazı aileler utanıyor, çocuğun suçu gibi davranıyor. Ben ne çocuğumdan utanıyorum ne bir şey, onun suçu değil ki…

Siz başından beri çok soğukkanlı davrandınız. Bir baba olarak neler yaşadınız?
Mecburduk soğukkanlı olmaya. Ama bir de bize sor. Çocuk varken göstermiyoruz da.. Ben 1.5 sene hiç çalışamadım. Depresyona girdim. Kendimden geçtim. Belki benim suçumdu diye düşündüm, içki içtim. Kardeşim falan da yok derdimi kimseyle paylaşamadım. Birkaç kez işe gireyim dedim, beceremedim. Müşteriyle konuşuyordum sonra aklım oğluma gidiyordu, duyduklarımı bile anlamıyordum.

Nasıl aştınız depresyonu?
Daha aşamadım. Şu anda zaten avukat arıyor, gazeteciler arıyor. Başka bir şey düşünemiyoruz. Dava bittikten sonra belki rahatlayacağım. Ondan sonra artık bir şeyler yapmak lazım. Çünkü ekonomik olarak da zorlanıyoruz.

E.K. kabuslar görüyormuş.. Peki ya siz?
Uyuduğum yok ki. Günde 4-5 saat, o da kesik kesik. Gözümü kapatıyorum, bir saat sonra kalkıyorum. İki senede 10 sene yaşlandım, sakallarım beyazladı. Ee tabii koyuyor insana koymaz mı! Kanımız canımız yani. Bana olsaydı da ona olmasaydı.

Hiç ağlıyor musunuz?
Ağlanmaz mı, ağlanmaz mı…

Şimdi ne olacak?
Döneceğim ben, bıktım artık buralardan. İzmirliyiz biz. Oraya gideriz. Çok güzel okullar var. Saint Joseph lisesine gider belki. Orada yaşarız.

Bookmark and Share

Yorumlar

1 yorum yapıldı: “Françis Evrard: E.K.’nın babası oğlunun ruh halini anlatıyor (röportaj)”

  1. dragut
    28 Ekim 2009 @ 00:03

    Cok vahim bir durum ama Turkiyeye donmek çare degil maalesef.Cunku ulkemizde de bu tip vakalara rastlamak artik mumkun.Kucugun olaylari hatirlamamasi hayatina olumlu etki yapacaktir.Umarim sonraki yaslarda yasananlari kabullenmekte zorluk cekmez.





  • Yazarınız

    Pınar Ersoy. Galatasaray Üniversitesi'nde altı, Vatan Gazetesi dış haberler servisinde beş yıl geçirdikten sonra Lille Gazetecilik Yüksek Okulu'nda (ESJ de Lille) mastır yapmak üzere Fransa'ya taşındı.

    Temmuz 2008'den beri Lille'de yaşıyor.

    Fransız Usülü'nde Fransa gündemini meşgul eden haberleri, açıklamaları ve yorumlarıyla birlikte yayınlıyor.

    fransizusulu[@]gmail.com
  • Yeni haberler için

  • Fransız Usulu Videoları

  • Kategoriler

  • Creative Commons License
    Fransız Usulü'nde yayınlanan tüm yazılı ve görüntülü dökümanlar yazılı, kime ait olduğunun belirtilmesi ve dökümanın orijinaline link verilmesi şartıyla çoğaltılıp paylaşılabilir.