Fransız Usulü

Fransa haberleri ve izlenimleri

Paris’te artık Türk sanatçıların da atölyesi var

| 28 Ocak 2010 | Deniz Yalım Kadıoğlu | Bu habere henüz yorum yapılmadı

Evet, artık bizim de bir atölyemiz var. SIMIT Derneği öncülüğünde, İKSV ve CulturesFrance desteğiyle  Cité Internationale des Arts’da açılan atölye, önümüzdeki yirmi yıl boyunca Türkiye’den gelen sanatçıları ağırlayacak, özel bir kurulun seçeceği genç sanatçıların altı aylık periyodlarda çalışmalarına Paris’te devam etmesine imkan verecek. İlk misafirler gelmeye başladı bile…

Atölyenin açılışı, Türkiye Mevsimi kapsamında 14 Ocak’ta, on iki Türk sanatçının ortak sergisi “Entre deux, İstanbul-Paris” ile aynı anda yapıldı. İki açılışın aynı gün yapılması tesadüf değildi elbet… Serginin, atölyenin ve SIMIT Derneği’nin anlamı birbiriyle çok iyi örtüşmüş.

ERGIN

Sergiye katılan sanatçılardan Ali Umut Ergin'in bir eseri..

“Entre deux, İstanbul-Paris” sergisinde göreceğiniz eserler; bazısı İstanbul-Paris arasında bir nevi mekik dokurken, bazısı köklerini birinde bırakıp yoluna öbüründe devam eden, kimi gönüllü kimi zorunlu göçlerle gelmiş ve en sonunda yolları Paris’te kesişmiş sanatçılara ait:

  • Onay Akbaş
  • Erdal Alantar
  • Gökçe Çelikel
  • Salih Coşkun
  • Osman Dinç
  • Ali Umut Ergin
  • Ömer Kalesi
  • Ruveyda Koyuncu-Colombin
  • Ody Saban
  • Nevhiz Tanyeli
  • Utku Varlık
  • İsmail Yıldırım
Banu Dicle

Banu Dicle

SIMIT Derneği’nin kurucusu Banu Dicle de gerçek bir göçebe… İsviçre’den Kanada’ya, oradan Almanya, Fransa derken şimdilik Cenevre’de mola vermiş. Ufukta ise Brüksel görünüyor. Eşinin mesleği sayesinde (bazen de yüzünden, diyor) hiç yerleşmemiş. “Nasıl bir hayat?” diye sorduğumda bana şöyle karşılık verdi:

Geçenlerde Jacques Lacarriere’in yazdığı, ‘13ème voyage’ isimli bir yazıya rastladım. Şöyle tarif ediyordu onüçüncü yolculuğu: “Fırtınalı olmayan bir şekilde, uzun süreli bir yer değiştirme. Yavaş, aylak bir yolculuk. Varlıkları ve nesneleri olabildiğince uzun bir süre ziyaret etmekten ibaret yolculuk. Geçmişleriyle huzurlu bir ilişki içinde, mahremiyetlerine dikkatle yaklaşmak. Öğrenme yolculuğu, felsefi. Ötesini öğrenmek için dışarıdan bir çırak olmak, kendime uzaktan yaklaşmak… 13. yolculuk.” Her zaman bu kadar şiirsel olmasa da, bu 13. yolculuk fikrini ve yabancı olmayı seviyorum.

Banu Dicle ile SIMIT’ten, atölyeden ve sergiden konuştuk.

SIMIT Derneği ne zaman kuruldu, amacınız nedir?

SIMIT, 2007’nin sonunda Paris’te kuruldu. Beş kişiden oluşan küçük bir kadrosu var. Amacımız değişen, hareketli Türk sanatına ve sanatçısına destek olmak, bu sanatı öne çıkarmak. SIMIT, hem sanatçılar, hem de sanatla ilgili kurumlar arasında bir ağ oluşturmayı ve bunda bir süreklilik sağlamayı hedefliyor.

SIMIT’i düşünürken dört temel üzerine oturtmayı planladık: Plastik sanatlar, sahne sanatları, sinema ve bir rezidans programı. Cité’deki atölye ile rezidans programını önümüzdeki yirmi yıl için sağlamlaştırmış olduk, üstelik bunu İKSV gibi prestijli bir kurumla yaptık.

Atölyenin alınmasında nasıl bir süreç izlendi?

Uzun ve zor bir süreçti. Fikir aslında bize ait değildi. Mme. Genevieve Varlık bu düşüncesinden bahsettiğinde, SIMIT’in hedefleriyle aynı olduğu için biz de hemen sahiplendik ve yola birlikte çıktık. Cité des Arts’da isteyince hemen bir atölye sahibi olunamıyor. Her şeyden önce uzun bir bekleme listesi var. Gelecek sanatçılar hakkında da önemli kriterler bulunuyor, bir dolu referans gerekli. Önemli miktarda bir finansal destek de gerekiyordu. Gereken finansmanı bulamayınca, bu fikrimizi Türkiye Mevsimi’ne bir proje olarak sunduk. Yanımızda İKSV gibi bir yol arkadaşı, arkamızda da Türkiye Cumhuriyeti Paris Büyükelçiliği’nin desteği olduğu için bizi aralarına kabul ettiler.

Bazı ülkeler var ki birçok atölyeye sahip: Örneğin Almanya’nın 20, İsviçre’nin 17, Çin’in 16, Japonya’nın 14, İran’ın 4 atölyesi var. Türkiye’nin hiç atölyesinin olmaması ve Türkiye Mevsimi, sanırım bizi bekleme listesinde biraz öne geçiren etkenlerdendi. Umarım günün birinde bizim de 10 atölyemiz olur.

- Böyle bir atölye sanatçıya hangi olanakları sunuyor?

Sanaçılar altı aylık bir süre için geliyorlar. Bu süre gerekirse bir kereye mahsus olmak üzere uzatılabiliyor. Atölye yalnızca plastik sanatlardan değil müzisyenlere, yazarlara, dansçılara, her disiplinden sanatçıya açık.

Burada 45m2 büyüklüğünde, içinde banyosu, mutfağı ve günlük yaşam alanı bulunan bir stüdyodan bahsediyoruz. Ve tabii çalışabilmek için aydınlık bir bölüm var, bu bölüm gerçekten nefis bir Seine Nehri manzarasına sahip. Ayrıca ortak kullanıma açık baskı, fotoğraf gibi atölyeler de mevcut. Sanatçılar eğer çift iseler birlikte kalma imkanı da sunuluyor. Bunun dışında Cité des Arts’ın bulunduğu Marais çok dinamik bir ortam; galeriler, müzeler, tarihi yerler hep yürüme mesafesinde.

Atölyenin aylık 400€ civarında bir gideri var, bu genellikle kalan sanatçılar tarafından karşılanıyor. Biz de elimizden geldiği sürece bu aylık masrafı, yolculuk masraflarını karşılamayı ve mümkün olabilirse sanatçımıza aylık bir katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bu nedenle hala finansal desteğe ihtiyacımız var.

Atölyede kalacak isimler nasıl belirleniyor, bundan sonra kalmak isteyen sanatçıların nasıl bir yol izlemeleri gerekiyor?

Şu ana kadar gelen sanatçılar, Ahmet Öğüt, Çınar Eşlek, Aslı Çavuşoğlu ve Bahar Oganer Türkiye Mevsimi çerçevesinde davet edildiler. Mevsim bittikten sonra atölyede kalacak  sanatçıları İKSV, SIMIT, küratörlerden ve sanat tarihçilerinden oluşan bir seçici kurul belirleyecek. Genç ama kariyerinde belirli bir yere gelmiş sanatçılara ağırlık verilecek. Zamanı geldiğinde bu konuda duyurular yapılacak.

Atölyeyle birlikte açılan “Entre deux” sergisi SIMIT’in misyonuyla da çok örtüşüyordu. Bu sergideki sanatçıları bir araya getiren ortak nokta neydi, sergiye girecek eserlere nasıl karar verildi?

Dediğiniz çok doğru. Aslında zor bir sergi “Entre deux”, çünkü bu sanatçıların her biri birbirinden çok farklı evrenlerdeler. Onları bir araya getiren ise “arada” olma haliydi. Sergiyi kurarken, sanatçıların kendi sözlerini, kendi seçimlerini öne çıkarmaya dikkat ettik.  Kendi sözcükleri, sergi boyunca uçuşuyorlar hafif hafif. O yüzden serginin ilk salonunda fotoğraflarına yer verdik. Her şeyden önce “insan”ı anlatan bir sergi oldu bu.

Sergiye gösterilen ilgiden memnun musunuz?

Bunu henüz tam olarak yanıtlayamayacağım ama açılıştan çok hoşnut kaldım. Artension dergisindeki sergi haberi ve Sanat Tarihçisi ve Yazar Francoise Monnin’in bu proje ile yakından ilgilenmesinin sergi açılışındaki yoğun katılımda büyük payı vardı. Açılışta duyduğum hep “Gene geleceğiz,” cümlesiydi. Bir de Türkiye’deki bazı turizm şirketlerinden yapacakları kültürel turlara “Entre-deux”yü ekleme talebi geldi. Tüm bunlar çok güzel gelişmeler.

SIMIT 2010 yılı için neler hedefliyor?

SIMIT’in 2010 yılı için iki önemli projesi var. İlki, Entre-deux sergisini başka şehirlere götürebilmek. İkincisi de  Cité des Arts’taki rezidansta kalan sanatçılarla birlikte bir sergi açmak.

* Banu Hanım proje için gönüllülere her zaman ihtiyaç olduğunu hatırlatıyor. SIMIT’e çalışmalarında destek olmak isterseniz, 8, Rue Lalo, 75116, Paris adresinden ulaşabilirsiniz.

* “Entre Deux” sergisi 21 Şubat 2010′a kadar devam ediyor.

Bookmark and Share

Yorumlar





  • Yazarınız

    Pınar Ersoy. Galatasaray Üniversitesi'nde altı, Vatan Gazetesi dış haberler servisinde beş yıl geçirdikten sonra Lille Gazetecilik Yüksek Okulu'nda (ESJ de Lille) mastır yapmak üzere Fransa'ya taşındı.

    Temmuz 2008'den beri Lille'de yaşıyor.

    Fransız Usülü'nde Fransa gündemini meşgul eden haberleri, açıklamaları ve yorumlarıyla birlikte yayınlıyor.

    fransizusulu[@]gmail.com
  • Yeni haberler için

  • Fransız Usulu Videoları

  • Kategoriler

  • Creative Commons License
    Fransız Usulü'nde yayınlanan tüm yazılı ve görüntülü dökümanlar yazılı, kime ait olduğunun belirtilmesi ve dökümanın orijinaline link verilmesi şartıyla çoğaltılıp paylaşılabilir.